|
Çevrimiçi
Gece
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Nightwish Müzik Grubu
Konserler
İlk konserini 31 Aralık 1997 tarihinde Kitee’de veren grup; yıllar geçtikçe, "her yıl daha iyi ve daha fazla konser" düşüncesiyle canlı performans olarak kendilerinin geliştirdi.[31] Kariyerlerinin ilk yıllarında, Nightwish yeterince "metal" olmayan bir konser grubu olarak nam salmıştı. Davulcu Jukka Nevalainen, eski günlerini "Herkesin eski resimlerden görebileceği gibi, imajımız Rock’n’Roll’dan fazla uzaktı." cümleleriyle açıklıyor ve ekliyor; "Yapmacık görünüşlü inek öğrenciler gibiydik".
"Oceanborn" ve "Wishmaster"ın yayınlanmasıyla bütçesini genişleten grup, daha büyük arenalarda daha fazla kitlelere gösteri sergileme şansı elde etti. Bu zaman diliminde daha profesyonel ışık sistemleri ve fişekler kullanmaya başlayan grubun günümüzdeki konserlerinde bunlar artık olağan hale gelmiştir.
Standart setlist’leri sürekli değişti; ama her zaman eski şarkıların yanı sıra yeni albümden rastgele birkaç şarkıya da yer verildi.[31] "Dark Passion Play" ve "Once" turnelerinde kapanış "Wish I Had An Angel" ile yapılırken (sadece "Dark Plassion Play" turnesinde) bu şarkıdan önce "Wishmaster" ile "7 Days To The Wolves" çalındı. "Dark Passion Play" turnesi sırasında, standart setlist’leri her zaman "Amaranth", "Bye Bye Beautiful" ve "Nemo" gibi hitleri barındırdı. Bunun yanında, Anette Olzon’un ara vermek için sahne arkasına geçebildiği yumuşak balad "The Islander"ın yanı sıra "Eva" ya da "Sleeping Sun" gibi baladlar da konserlerde icra edilmektedir. Bazı şarkılar da sadece özel durumlarda çalınmaktadır. Örneğin "Creek Mary's Blood" sadece John Two-Hawks, "Last Of The Wilds" da sadece Troy Donockley ziyaret edebildiği zaman çalınırken; "Higher Than Hope", adandığı şahsiyet Marc Brueland’ın ailesi konsere geldiği zaman icra edilir.[26]
2001’den 2005’e kadarki konserlerde, Turunen’in biraz ara verebilmesi için Hietala'nın baş vokalistliği üstlendiği bir cover çalınıyordu. Olzon gruba geldikten sonraki gösterilerde, bunun yerine daha çok Olzon'un sonlarında katıldığı "The Islander" çalınmaktadır.
Müzik
Holopainen; kendisini etkileyen en önemli müziğin film müzikleri olduğunu, "Van Helsing" ve "Crimson Tide"ın müzikleri başta olmak üzere birçok film müziğini çok beğendiğini söylemektedir.“Beauty Of The Beast” (“Century Child”), “Ghost Love Score” (“Once”) ve “The Poet and the Pendulum” (“Dark Passion Play”) bu etkileşimin en çok açığa çıktığı parçalardandır. Bir konser DVD'si olan “From Wishes To Eternity”de çalınan enstrümantal bir parçada “Crimson Tide” ve “Deep Blue Sea”ye ait temaların işlendiği görülür. “Bless The Child” adlı şarkıda da “Crimson Tide” teması işlenmiştir. Holopainen bir başka söyleşide de besteci Hans Zimmer, James Warner ve Danny Elfman'ın “bomba gibi bestelerinin” kendisini çok etkilediğini söylemiştir.
Fantastik romanlar da grubun etkileşimlerinden biridir. "Dragonlance" serisi ve J.R.R. Tolkien'ın "Yüzüklerin Efendisi" adını taşıyan eseri başta olmak üzere, şarkı sözlerinde bu tür romanlardan alıntılar dikkat çekmektedir. 'The Kharolis Mountains', 'Shalafi', 'Krynn', 'Elbereth' ve 'Gray Havens' gibi öykülerden izlere, “Wishmaster” ve “Wanderlust” gibi şarkılarda rastlanabilir.["“7 Days To The Wolves”un müziği de Stephen King’in "Kara Kule" serisinden esinlenilerek yazılmıştır.
Nightwish, başka müzisyenlerin de etkilendiği bir gruptur. Epica'nın solisti Simone Simons, Nightwish grubunundan etkilenerek şan dersi almaya başlamıştır. Visions Of Atlantis'in eski solisti Nicole Bogner, ilk albümlerinde Nightwish'in kendileri için büyük ilham kaynağı olduğunu açıklamıştır. After Forever'dan Sander Gommans; Nightwish'in, yeni şarkılar yazarken kendilerini etkileyeceğini açıklamıştır. Sonata Arctica grubundan Tony Kakko, Nightwish grubunun müzisyen olarak kendisini “ne kadar çok etkilediğini” belirtmiştir.
Şarkı sözleri
Başlangıçta genel olarak mitolojik ve fantastik temalar üzerine söz yazan Holopainen, "metafizik ile doğa" konularını da ele alıyordu. Yıllar geçtikçe sanatçının yazdığı şarkı sözleri daha kişisel bir hal aldı. "Wishmaster"da, albüme adını veren parça "Tolkien ve diğer fantastik roman yazarlarına övgü" amaçlı yazılmıştı; bunun yanı sıra albümün duygusal bir tarafı da vardı.
Bu duygusallığın en iyi ortaya çıktığı şarkılardan "Dead Boy's Poem" için Holopainen söyle demiştir:
“ […] benim tüm dünyaya bıraktığım miras […] ve vasiyettir. […] Ölmeden önce bu şarkıyı yazmak istedim çünkü hissettiğim ve düşündüğüm her şeyi dünyaya açıklamak istiyordum. Bu şarkı hakkımda çok şey anlatmaktadır.„
Bu gelişme, "Wishmaster"ı takip eden albüm "Century Child"da daha belirgin bir hal almıştı. Eski kadın vokalist Turunen albümün "alıştığımızın aksine, hayali dünya yerine hayatın acımasızlığı" ile ilişkili olduğunu düşünmektedir.2004'te piyasaya sürülen "Once" ise, bu albüm kadar melankolik ve dramatik bir çalışma değildi." "Once" albümünden "Kuolema Tekee Taiteilijan" (Fince: "Ölüm Sanatçı Yaratır") kaybetme deneyimi ve onun sanat üzerindeki etkisini anlatırken, "Nemo" kayıp olmanın duygusuyla alakalı bir eserdir.
Diğer taraftan, Dee Brown'ın bir eseriyle aynı adı taşıyan "Creek Mary's Blood" şarkısı, Kızılderililerin 19. yüzyıl sonlarındaki hallerini konu eden bir çalışmaydı.Tekliler dışında "Dark Passion Play" albümü; Holopainen'ın çocukluğu, Turunen ile eşi Marcelo Cabuli, Edgar Allan Poe ve Stephen King gibi yazarlardan alıntılara dayanıyordu.
"Angels Fall First" adını taşıyan ilk albümlerinde birkaç Fince şarkıya yer veren grup, daha sonraki albümlerinde neredeyse tamamen İngilizce şarkılar yazmıştır. Bunun tek istisnaları "Kuolema Tekee Taiteilijan" ("Once") ve enstrümantal parça "Last of the Wilds"ın ("Dark Passion Play") vokalli versiyonu "Erämaan Viimeinen" adlı şarkılardır. Holopainen "Erämaan Viimeinen"ın sözleri konusunda çok kararsız kaldığını belirtimşir; çünkü ona göre Fince şarkı sözü yazmak İngilizceye göre daha zor olmakla beraber Fince, "şarkı sözlerinde bazen çok çirkin durabilen" bir dildi.
Müzikal tarz
Nightwish parçalarının çoğu klavyeci Holopainen tarafından yazılmıştır. “Dark Passion Play” için bir parçayı tek başına yazan Emppu Vuorinen daha önce de bazı katkılarda bulunmuştu. Marco Hietala da giderek daha fazla söz yazmaya başlamıştı. Örneğin, “Century Child” albümündeki “Beauty of the Beast” parçasının ‘Long Lost Love’ bölümünü o yazmıştı. “Dark Passion Play” albümündeki, aslında Tarot grubu için yazdığı, daha çok akustik müzik tarzında olan şarkı “The Islander” da onun kaleminden çıkmadır.
Nightwish farklı albümlerde farklı tarzların örneklerini verse de genel olarak senfonik metal, gotik metal, epik metal ve folk metal türlerini power metal çatısı altında topladıkları söylenebilir. Gotik metal tanımı özellikle “Once” ve sonrası albümlerde kendini gösteren gotik etkiler nedeniyle kullanılsa da; Holopainen, Nightwish’i gotik bir grup olarak görmediğini belirtmiştir.Yaptıkları müzik, “klavye ve yaylı çalgıların yarattığı gotik atmosfer ile abartmalı, senfonik, sinematik metal” şeklinde de tanımlanmıştır. Aslında Nightwish; “Century Child” ve “Once” albümlerinde hali hazırdaki “ticari operatik power metal” tarzını, daha “piyasa” bir gotik metal çeşitlemesi ile karıştırarak icra etmişti. Holopainen, müzikal tarzlarını “kadın vokalli melodik metal” olarak tanımlamayı tercih ederken, Hietala “melodik, senfonik gotik metal” ve “film müziği metal” tanımlarını kullanır. Nightwish'in müziği epik, dramatik, operatik ve yakalayıcı tınılara sahiptir.
Eski albümlerindeki tarzları, o zamanki vokalistleri soprano Turunen'in klasik tarzı ile klavyeli çalgıların ağırlıkta olduğu power metal karışımı olarak ortaya çıkıyordu.[57] Power metal şarkıları melodik ve klasik armoniye sahiptirler. “Wishmaster” da olduğu gibi tipik bir power metal müziğinde elektrogitar, bas gitar ve davul; klavyeli çalgıların sesleriyle örtülür ve bir şarkı içerisinde (“Moondance” şarkısında olduğu gibi) akustik bölümlerle metal türüne yakın bölümler çok sık yer değiştirir.[kaynak belirtilmeli] Klasik biçimin uygulandığı bir örnek olarak; barok müziğini hatırlatan, tekrarların çok olduğu, gitar ve klavyeli çalgılarla çalınan “Stargazers” (“Oceanborn”) gösterilebilir. Turunen'in daha şan eğitimi almamış olması ve parçaların akustik tabanlı olması nedeni ile, ilk albüm bu tarzdan biraz uzak bir çalışmadır.
2002 yılında yayınlanan “Century Child” albümü ile birlikte belirleyici ses giderek orkestraya uygun bir biçime dönüşüyordu. Bu albümde grup ilk defa bir orkestra ile birlikte çalıştı. “Once” ve “Dark Passion Play” de, Londra Filarmoni Orkestrası ile birlikte kayıt edildi. Holopainen bu gelişmeyi “Once” ile ilgili olarak yaptığı bir söyleşide de anlatmıştı: “Once'ın bir metal albümü olmasını istemiyordum. Aksine o heavy metal maskesi arkasına gizlenmiş bir film müziği albümüydü.”
Holopainen'ın klavyede yaptıkları, genelde klavyenin sadece eşlik eden çalgı konumunda olduğu metal müzik türünde sıra dışı bir şekilde belirleyicidir. Yaylı sazlar ve üflemeli çalgılar denemeleriyle; kendisine örnek olarak aldığı bestecilerin hızlı akor tekrarlarını ve yoğun orkestrasyonlarını kullanıyordu. Akorlarda VII. Basamak fonksiyon teorisini kullanıyordu. Bu tarzın kullanımı günümüzde epik film müziklerinde de yaygınlaşıyor. Nightwish, “Once” albümüyle birlikte, Pip Williams gibi dışarıdan müzisyenlerin orkestra düzenlemelerine yer vermeye başladı. Bu tarz, geç romantikler olarak anılan Richard Wagner ve Antonín Dvořák'ın tarzına uygundu.
Nightwish'in tarzı klasik ve romantik öğelerin yanı sıra zaman zaman folklör ögelerini de içerir. İlk albümleri “Angels Fall First”teki “Lappi” adlı enstrümantal şarkı, grubun kuruluşundaki tarzına uygun olarak, geleneksel Fin müziği tarzındaydı. “Once” albümündeki “Creek Mary's Blood” adlı şarkı, müzikal ve metin olarak Cherokee kızılderililerinin geleneksel müziğinin, “The Siren” ise Arap müziğinin etkilerini taşır. “Dark Passion Play” albümündeki “The Islander” ve enstrümantal parça “Last of the Wilds” Kelt müziği etkisi altındadır. Bunun dışında “Wish I Had an Angel”, “Romanticide” (“Once”) ve “Bye Bye Beautiful” (“Dark Passion Play”) şarkıları endüstriyel metal tarzından etkillenmiş parçalardır.
Şarkılarda genellikle kadın vokaliste erkek sesleri eşlik eder.“Angels Fall First” albümündeki bazı parçalarda Holopainen'in sesi duyulur. “Oceanborn”da Finntroll isimli folk metal grubunun solisti Tapio Wilska iki parçanın vokalistiydi. “Wishmaster” albümündeki “The Kinslayer” adlı parçada Babylon Whores elemanı Ike Vil görev almıştı. “Century Child” ile birlikte Marco Hietala erkek vokalist görevini üstlenerek görev alanını genişletti. Turunen'in “Century Child” ve “Once” albümlerinde şarkı söyleme stilini değiştirmesi hakkında Holopainen “kulağa daha hoş geliyor,[…] bu durum fan kulüplerinin bölünmesine yol açtı. Buna rağmen, yüksek ve gürültülü sesli iki CD yeter, grup yeni alanlar keşfetmek istiyordu.” demiştir. 2007'de satışa sunulan kayıtları “Dark Passion Play”de ise Turunen'in yerine geçen Anette Olzon kadın vokalistliği üstlendiği için operatik vokaller tamamen yok oldu

...
Her nokta bir bitişken, ben sana üç nokta koydum...
Yanyana gelen bu üç nokta, boğazımda düğümlenen sana söyleyemediğim yarım bıraktığın karanlığım...
Bitirmeye cesaret edemediğim harflerim...
Keşfedilmemiş bir şarkının notasında dans eden bir kadının gölgesi...
Bazen korku, bazen hüzün, bazen sevinç...
Tamamlanmamış Sen ve Ben..
|