|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Düzeni Ayarlamak
Düzeni Ayarlamak
İyiliği gizlemek, kötülüğü gizlemekten daha üstündür.” Hz. Ebû Bekir
Köyün birinde çobanlık yapan adamla oğlu, koyunlarını otlatırken yaralı bir adam bulurlar. Adam kendinde değildir. Üstü başı yırtılmış bir şekilde, derin bir çukurda hareketsiz yatmaktadır.
Baba oğul yaralıyı çıkarırlar, küçük kulübelerine taşırlar; üstünü değiştirir, yaralarını sararlar ve şifalı sütlerinden içirirler. Yaralı adam birkaç gün sonra iyileşmeye başlar.
Bir hafta sonra çoban ve oğluna teşekkür eder ve “Buradan nasıl gideceğim?” der.
Çobanın oğlu, “Benim küçük kayığımla gidersiniz. Onu size veriririm, denizden başka gidiş yolu yoktur,” der.
Yaralı adam, kabul eder ve “Sağ olun, çok iyi yüreklisiniz. Beni kurtardığınız yetmiyormuş gibi tek kayığınızı da bana veriyorsunuz, ben de size bu iyiliklerinize karşılık bir tavsiye verebilirim,” der. “Ne kadar darda kalırsanız kalın, sakın çalmayın. Gereksiz yere cana kıymayın. Yalan söylemeyin. Her zaman büyüklerinize saygılı, küçüklerinize sevgiyle davranın. Sizi yaratanı unutmayın, size verdiklerine hep şükür edin.”
Çobanın oğlu, adamdan çok etkilenir ve babasına, “Baba izin ver ben bu bilge adamla gideyim, ondan feyz alayım, çoban olarak kalmayayım,” der.
Baba izin verince çocuk adama sorar: “ Beni de yanınızda götürür müsünüz? Hem size yolu gösteririm, size yük de olmam.”
Adam, “Bir şartla…” der, “benim yapacağım şeylerin sebebini hiç sormayacaksın. Bunu yapabileceğini düşünüyorsan benimle gelebilirsin.”
Çocuk söz verir ve yola çıkarlar. Bir hayli yol aldıktan sonra fırtınaya yakalanırlar. Küçük kayık artık batmak üzereyken eski bir yük gemisi onları gemiye alır. Delikanlı, kayığın küreklerini boğulma tehlikesine rağmen gemiye çıkarır. “Belki lazım olur, denizde çürüyecek zaten,” der.
Gemi bir boğaza yaklaşırken, adam gemiyi delmeye başlar. Çocuk, “Aman, ne yapıyorsunuz? Onlar bizi ölümden kurtardı, siz gemilerini batıracaksınız!” der. Adam ise, “Bana soru sormamaya söz verdin, unutma,” diye karşılık verince delikanlı susar.
Gemide bir telaş başlar, bir yandan suyu boşaltırlar, bir yandan yükü korumaya çalışırlar. Neyse ki limana sağ Salim girerler.
Adam ve delikanlı yollarına devam ederler. Bir köye gelirler, dinlenmek için bir han ararlar, bulamazlar. Köyün ağası onları misafir eder. Gece olunca adam, ağanın küçük oğlunu öldürür. Delikanlı çok üzülür ve hemen tepki gösterir; “Siz ne yaptınız böyle? Bizi misafir ettiler, karnımızı doyurdular, döşeklerini verdiler… Siz ise onların tek oğlunu öldürdünüz.”
Adam hemen delikanlıyı susturur. “Soru sorma, sonuna kadar bekle,” der. Köyün ağası uyanmadan oradan ayrılırlar ve yola devam ederler. Uzun yollardan, bataklıklardan, çöllerden geçip bir şehire ulaşırlar. Yıkık bir duvarın dibine yığılırlar ve delikanlı hemen uykuya dalar.
Çok geçmeden de adam omuzundan sarsınca uyanır. Adam, delikanlıya, “Haydi uyan, şimdi uyumanın zamanı değil, sabah olmadan bu yıkık duvarı onarmalıyız,” der.
Delikanlı yine şaşırır ve sorar: “Hiçbir işe yaramayan bu duvarı niye onaracağız? Çok zor bir yolculuktan sonra dinlensek olmaz mı? Yarın gece onarırız, olmaz mı? Bu arada siz kimsiniz? Bunu çok merak ediyorum.”
Adam, “Bu son işim, sonra sana her şeyi anlatacağım, haydi şimdi bana yardım et,” der. Birlikte sabah olmadan duvarı onarırlar. Onarım işi bittiğinde delikanlı yorgunluktan ayakta duramayacak hale gelmiş bir halde duvarın dibine düşer.
Biraz soluklandıktan sonra, “Şimdi beni dinle,” der adam, delikanlıya. “Ben düzeni ayarlarım. Darda kalacaklara yardım ederim. Gemiyi deldim çünkü korsanların eline geçecekti ve hepsi ölecek, malları yağmalanacaktı. Ben gemiyi delince, korsanlar saldırmaktan vazgeçti. “Nasıl olsa batacak bu gemi, işimize yaramaz,” dediler, hem onlara öyle bir hazine bıraktım ki o gemiden daha yeni on gemi alırlar. Çocuğu öldürdüm çünkü hastalıklıydı, pek çok insana bulaşacak ve salgına sebep olacaktı. O ağanın bir oğlu daha olacak ve adil bir Krallık dürecektir. Bu yıkık duvarı onardım çünkü bu şehirde iki öksüz ve yetim kardeş var. Henüz çok küçükler, onlar büyüyünceye kadar duvar sağlam durursa dibindeki hazineyi bulacak, çok kimseye yardım edecekler ve sayısız insana iş verecekler.”
Delikanlı, adama tekrar sorar: “Sen kimsin, adın nedir?” Benim adım Hızır. Peygamberim….
|