03 Mayıs 2022, 00:01
|
#10
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler
“Master” kelimesi zaman içinde erkek için “patron” anlamında kullanılır olmuştur. Bu da erkeği yücelten “güçlü, sahip olan” anlamlarında olumlu bir sözcük halini almıştır. Oysa ki “Mistress” kelimesi “hanım” anlamındayken zaman içinde negatif anlamlar kazanarak “ev kadını” hatta “metres” anlamında kullanılır olmuştur.
Örnek 2: “bachelor” (evlenmemiş erkek) / “spinster” (evlenmemiş kadın) (Redhouse , 1997, s.63/935) “Bachelor” sözcüğü “evlenmemiş erkek” anlamında tamamen nötr bir anlamda kullanılırken, “spinster” sözcüğü “evlenmemiş kadın” anlamında nötr bir kelime olmasına rağmen küçümseyici bir anlam kazanarak “evde kalmış kız / kız kurusu(!)” gibi anlamlarda kullanılır olmuştur.
b. Ural-Altay Dil Ailesinde Cinsiyetçilik:
Ural - Altay dil ailesindeki diller de İngilizce gibi kelimeleri eril ve dişil olarak sınıflandırmamaktadır. Bu nedenle dilbilgisi açısından cinsiyetçi diller olarak tanımlanmazlar.
Sözcükler eril ve dişil olarak ayrılmadığı gibi üçüncü tekil kişi olarak kullanılan zamir de (o) kadın ve erkeğe göre ayrılmamaktadır. Örneğin, Fince ve Macarca’da zamirler, eril ve dişil değil de insanlar ve cansızlar için olmak üzere ikiye ayrılmaktadırlar. Türkçe’de ise böyle bir ayırım olmayıp tüm varlıklar için tekil kişi (o) zamiri ile ifade edilmektedir.
Ancak dilbilgisi bakımından bir dilin cinsiyetçi olmaması o dilin cinsiyetçilikten uzak olduğu anlamına gelmemektedir.
Çünkü dil sadece kurallarıyla değerlendirilemez. Dil; kurallarının yanı sıra sözcükleri, atasözleri, deyimleriyle de cinsiyetçi özelliğe sahip olabilir. Görünüşte cinsiyetçi olmayan Ural-Altay dil ailesine ait dillerde de kadını zorunlu rollere iten, onu aşağılayan ve ikincil gösteren ifadeler kullanılmaktadır. Örneğin, bu dil ailesine dahil olan Türkçe’de; “eksik etek” ifadesi onu aşağılarken, “bilim adamı, işadamı” gibi ifadeler de kadının belli alanlarda yer almadığını ima eder.
Bu dil ailesinden Japonca’da ise bu tür benzer cinsiyetçi ifadelerin yanı sıra, kadın ve erkek konuşmasını birbirinden ayıran kullanımlar bulunmaktadır.
Örneğin;
“Kadınlar için hoş sözcüğü ‘oishi’, erkekler için ‘umai’ dir.
(Sherzer,Bauman,1975,Akt.Illich,1996,s.172)
Görülüyor ki, dilde cinsiyetçilik çok farklı açılardan kendini gösterebileceğinden, dilbilgisi açısından cinsiyetçi olmayan dillerin kültürlerinin cinsiyetçiliğini bu dillerin deyişlerine, edebi eserlerine, yazılı ve görsel basınlarına bu açıdan bir defa daha baktığımızda kolaylıkla görebilmekteyiz. Erkek bakış açısı ve algılayış biçimi sözcüklere yansıyacaktır. Bu nedenle bir biçimde kültürlerin dilleri kadın aleyhine cinsiyetçi öğelerle doludur. Hatta bazı dillerin tamamen erkekler tarafından kullanıldığı ve bu nedenle “erkek dili” olduğu söylenebilir.
Örneğin, “Latince aşağı yukarı bin yıl boyunca cinsiyete bağlı, yalnız erkeklerin yazıp okumasını öğrendiği bir dil olmuştur. (Ong,1982,s.135)
|
|
|
|