Tekil Mesaj gösterimi
Eski 02 Mayıs 2022, 23:57   #9
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
Varsayılan Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler

b. Diğer Dil Ailelerinde Dişillik ve Erillik:
Büyük bir aile olan Hint - Avrupa dil ailesi dışında İbranice, Arapça gibi Hami-Sami dil ailesine ait diller, Kafkas dilleri, Orta ve Güney Afrika’da kullanılan Bantu dilleri ile Aborjin ve Papua Yeni Gine dilleri de kelimeleri dişil ve eril diye ikiye ayırmaktadırlar.

Sami dilleri isimleri, sıfatları ve zamirleri eril ve dişil olarak ayıran Hint- Avrupa dillerinden farklı olarak ayrıca fiilleri de öznelerine göre cinsiyetlendirmektedir.

Bantu dilleri kelimeleri eril ve dişili de içine alan 22 ayrı isim grubuna ayırırken, Kafkas dilleri de kendi içinde çeşitlilik göstererek iki, dört ya da sekiz ayrı gruba ayırmaktadırlar.

Sözcükleri eril ve dişil olarak ayırırken yine “kadınsı” ve “erkeksi” özellikleri dikkate alan dillerden biri de Papua Yeni Gine’de kullanılan Alamblak dilidir. Bu dilde de eril olan kelimeler erkeklerin yanında uzun, büyük ve sivri olan nesne ya da canlılardır. Örneğin, timsah, yılan, ok, mızrak ve uzun ince ağaçlar eril gruba dahildir. Dişil olan kelimeler de kadınların yanısıra kısa, geniş, küçük olan nesne ve canlılardır. Örneğin, kurbağa, kısa boylu ağaçlar, kaplumbağa, kalkan gibi.

Özetlemek gerekirse; sözcükleri eril ve dişil diye ayıran dillerde bu eril ve dişiliğin tesadüfi olmadığı kadın ve erkeğe kültürün bakış açısı, bu cinslere atfettiği roller ve bazen de onların fiziksel özellikleriyle ilişkilendirildiği görülmektedir ki bu da kültür ve dilin birbiriyle nasıl sıkı sıkıya ilintili olduğuna ve kültürlerdeki toplumsal cinsiyetin dillere nasıl yansıdığının bir örneğidir.

3. Sözcükleri Eril ve Dişil Olarak Sınıflamayan Diller:
a. İngilizce’de Cinsiyetçilik:
Hint - Avrupa dil ailesinde olan ve çok sayıda insan tarafından kullanılan Rusça, İskandinav dilleri ve Yunanca gibi diller de kelimeleri benzer ilişkilendirmeler sonucu dişil ve eril olarak ayırt etmektedirler. Ancak Hint - Avrupa dil ailesinin Germen dilleri grubundan olan İngilizce diğerlerinden farklı olarak kelimeleri dişil ve eril biçimde ayırma özelliğini zaman içinde kaybetmiştir. Ancak elbette ki bu özelliğinin olmaması onun cinsiyetçi özellikleri olmadığını göstermez.

İngilizce’de cinsiyetçilik en belirgin olarak “zamirler” aracılığıyla göstermektedir.

Üçüncü tekil şahısı (o) anlatan erkek ve dişi için ayrı sözcükler (he-she) bulunmaktadır. Örneğin, Türkçe, Yunanca gibi böyle bir zamir ayrımı olmayan dillerin yanında İngilizce bu özelliğiyle sıklıkla cinsiyet ayrımı yapan ifadelerle doludur. Kamp kurallarını anlatan bir yazıdaki ifade şöyledir:

“ Each camper must pitch his own tent” ( Flannagan, 2000) Bu yönerge hem kız hem erkek öğrencilere verilmiş olduğu halde “his” zamiri kullanılarak yönergenin erkek öğrencilere verilmiş olduğu ve kız öğrencilerin yok sayıldığı izlenimi vardır.

İngilizce’de cinsiyetçiliği yansıtan diğer bir durum ise “man” (adam) sözcüğünün kullanımıdır. Örneği, meslek adları, bu mesleği yapanların yani kamusal alana ilk çıkanların erkekler olması nedeniyle “man” sözcüğüyle birleşerek türetilmiştir. Bugün ise bu mesleklere dahil kadınlar olsa da bu sözcükler onların kendilerini ifade etmesinde yetersiz kalmaktadır. Postman (Postacı)/ Fireman (İtfaiyeci)/ Dustman (Çöpçü) gibi.

Bu meslekleri yapan kadınlar mesleklerinden konuşurken mutlaka cinsiyetlerini de belirtmek durumunda kalırlar oysa ki erkekler için zaten yeterli bir ifade biçimidir.

“Man” sözcüğünün tüm insanları kapsayacak biçimde kullanılma geleneği nedeniyle kadın adeta kendisini bu “insanlığın” içinde görmekte zorlanmaktadır. Manpower (insan gücü)/ Manmade (insan yapımı) gibi ifadeler içinde akla gelenin “erkek” cinsi olması hiç de şaşılacak bir durum değildir.

Toplumsal cinsiyet rollerinin dağılımı ve bazı mesleklerin erkeklere, bazı mesleklerin kadınlara daha uygun olduğu yönündeki bakış açısı da dile yansımaktadır. Doktorların, profesörlerin, cerrahların erkeklerden oluştuğu, hemşirelerin; anaokulu öğretmenlerinin, bakıcıların kadınlardan oluştuğu geleneksel davranış ve düşünce biçimi dilde de yer bulmaktadır. İngilizce’de “doctor, professor, surgeon” (doktor , profesör, cerrah) kelimeleri aslında hiçbir cinsiyetçi imaya sahip olmasa da bu meslekleri yapanların çoğunlukla erkekler olduğu basmakalıp yargısı nedeniyle bu meslekleri yapan kadınlardan bahsederken cinsiyetlerinin mesleklerinin önüne eklendiği sıkça görülen bir uygulamadır. Diğer taraftan aynı durum “nurse, babysitter” (hemşire, bebek bakıcısı) gibi nötr olan ancak çoğunlukla kadınların görevi olarak görülen meslekler için de geçerlidir. Bu mesleklerin de önüne, erkek tarafından yapılıyorsa cinsiyet belirten sözcük mutlaka eklenmektedir.

“Doctor- Lady doctor (doktor-kadın doktor) Professor-Woman professor (profesör- kadın profesör) Nurse- Male nurse (hemşire- erkek hemşire) Babysitter-Male babysitter (bakıcı- erkek bakıcı)” gibi. (Wareing, yay. haz. Singh,1999,s.80)

Bu ifadeler bu cinsel rollerin kadın ve erkeğe göre ayrıldığını ve aksinin “norm” dışı olduğunu ima eden örneklerdir. İngilizce’de cinsiyetçiliğin kelimeler bazında diğer bir biçimi de her iki cins için aynı anlamı ifade eden nötr kelimelerin kadın için kullanılanlarının zaman içinde olumsuz bir anlama dönüştürülmesi yönündedir.

Örnek 1: “Master” (efendi) / “Mistress” (hanım)
(Redhouse , 1997, s.605/628)