02 Mayıs 2022, 23:53
|
#8
|
|
Çevrimdışı
Leydihan
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
|
Cevap: Dilde Cinsiyet Ayrımcılığı: Türkçe’nin İçerdiği Eril ve Dişil İfadeler
II. DİLLERDE CİNSİYETÇİLİK
1. Dil Aileleri Ve Cinsiyetçilik:
Bugün dünyada konuşulan 6000 kadar dil bulunmaktadır.Bu dillerin dışında da artık kullanılmayan (Latince, Pusça, Osmanlıca gibi.) ya da yapay olan (Esperanto) daha birçok dilden söz etmek mümkündür. Bu diller seslerinin ve kurallarının benzerliklerine, o dili konuşan insanların kültürel denkliklerine ya da coğrafya olarak yakınlıklarına göre sınıflanıp dil ailelerini oluşturmaktadırlar. Çeşitli kaynaklarda küçük farklılıklara rastlansa da diller en temel olarak aşağıdaki biçimde sınıflandırılabilirler:
Bu tabloda en büyük dil aileleri ve onların ana kolları verilmiştir. Ama elbette ki konuşulan bütün diller bir dil ailesine dahildir. Aynı dil ailesine mensup dillerin aynı kökenden hatta aynı ilkel dilden türediği kabul edilmektedir. Bu dillerin özellikleri temel olarak aynıdır.
Bazen ortak kelimeler, ortak dilbilgisi kuralları bazen de paralel deyim ve atasözleriyle şaşırtıcı özellikte benzerlik gösterirler. Dil, kültürün aktarım aracı olduğuna göre bu diller arasındaki benzerlik ve farklılıkları incelerken bir taraftan onların kültürleri, dünyayı algılayış ve yaşayış biçimleri, değerleri hakkında da fikir sahibi olmaktayız. Bu nedenle diller toplumlar hakkında bilgi edinmek için önemli birer araçtır. Dilleri incelediğimizde ortaya çıkarabileceğimiz sosyal gerçekliklerden biri de kadın - erkek ilişkileri ve her ikisinin de toplum içindeki konumlarıdır. Kadının hemen her toplumda, bir biçimde, ikincil görüldüğünü belirtip bunun dille ilişkisine değinmiştik. Dil ailelerine ve tek tek dillerin özelliklerine bakıp bu dillerin toplumlarının kadını koyduğu yer ile kadının dilde bulduğu yer arasındaki ilişki hakkında ne diyebiliriz?
Dünya dillerinde cinsiyetçilik bazen dilbilgisi kurallarında, bazen sözlüklerde ve hemen hepsinin deyim atasözlerinde olmak üzere çeşitli biçimlerde görülmektedir. Birkaç istisna dışında aynı dil ailesine mensup dillerin diğer açılardan olduğu gibi cinsiyetçilik açısından da benzerlik olduğunu görmekteyiz. Örneğin,
Hint-Avrupa dil ailesine baktığımızda birkaç istisna (Örneğin İngilizce ) dışında hemen her dilin dilbilgisel açıdan cinsiyetçi olduğunu, Ural- Altay dil ailesinin ise dilbilgisi açısından değil de, sözcükler, deyimler ve atasözleri gibi yönleriyle cinsiyetçi oldukları görülmektedir.
2. Sözcükleri Eril ve Dişil Olarak Sınıflayan Diller:
a. Hint-Avrupa Dil Ailesinde Dişillik ve Erillik:
Hint-Avrupa dil ailesi, kapsam bakımından en büyük dil ailesidir ve değişik coğrafyalardan dolayısıyla kültürlerden dilleri içine almaktadır. Ancak bu dillerin en belirgin ortak özelliği birkaç istisna dışında kelimeleri dişil(feminen) ve eril(maskülen) olarak gruplamalarıdır.
Hepsinin kökeni Latin dili olan Avrupa kolunun Roman dilleri grubuna ait İspanyolca, Fransızca, İtalyanca gibi diller bütün kelimeleri eril ve dişil olarak ayırmaktadırlar.
Aslında Latince’de bir de her iki gruba da dahil olmayan “nötr” kelimelerde bulunmaktadır. Ancak bu saydığımız diller zamanla bu özelliğini kaybedip sadece eril ve dişil olmak üzere iki grupla kelimeleri sınırlamışlardır. Bu diller isimleri dişil ve eril olarak ayırmışlar ve bu isimlerle birlikte kullanılan diğer sözcükleri de (sıfat, edat vs.) onlara bağlı olarak dişilleştirmekte ya da erilleştirilmektedirler.
Aynı kökten gelip oldukça benzer özellikleri olan İspanyolca ve Fransızca’da cinsiyetçi dilbilgisi şu biçimlerde karşımıza çıkmaktadır.
Yukarıda birkaç örneğini gördüğümüz gibi kelimeler mutlaka bir cinsiyetle belirlenmişlerdir. Diğer Hint-Avrupa dil ailesine dahil dillerde de benzer biçimlerde kelimelerde cinsiyet ayrımına rastlanmaktadır. Bu dillerde kadın ve erkek keskin bir biçimde iki ucu temsil etmekte ve böylelikle varolan her şey onlara göre gruplanmış olmaktadır. Kadın ve erkek için aynı dil içinde adeta farklı diller kullanılmaktadır.
İsim olan sözcüklerin dişil ve eril oluşuna göre diğer sözcüklerde değişmektedirler.
Örneğin;

O zaman önemli olan isimlere verilen cinsiyetlerdir. Çünkü diğer sözcükler onlara göre değişmektedir. Peki, bu isimlere bu cinsiyetlerin yüklenmesi neyin göstergesidir? Bu durum kültürlere göre nasıl değişiklik göstermektedir?
Dil; kültürden, dünyayı algılayış biçiminden ve deneyimlerden etkilendiğine göre insanların sözcüklere isim vermede bu birikimlerinin etkili olduğu kuşku götürmez. Dillerde sözcüklere eril/dişil atfında bulunulması bazen sadece rastlantısal gibi görülse de bunların kültürle ilişkisi çok yakındır. Doğal olarak dişi ya da erkek olan sözcüklerin dışında ilk bakışta bağlantı kurması zor gibi gözüken sözcüklerin de eril/dişi olarak tanımlaması tamamen kültürel algılara göre değişmektedir. Örneğin, İspanyolca’da “el chico”(erkek çocuk) sözcüğünün gönderme yaptığı nesnenin “erkek” olmasından dolayı “eril” olması daha anlaşılırken, Almanca’da araba markalarının “eril” olması, İngilizce’de gemilerin “dişil” kabul edilmesi ya da Latince’de yer ve ağaç isimlerinin “dişil” olarak görülmesi biraz daha etimolojik ve kültürel araştırma gerektiren bağlantılardır. Bu dillerde bu sözcüklerin dişil ve eril olarak belirlenişi o kültürün, o varlıkları ya da nesneleri özdeşleştirdikleri kavramlarla ilintilidir ki bu da zaman ve algılarla belirlenir.
Hint dillerinden “Sirmouri” dilinde kelimeler dişi ve eril olarak ayrılmakta ve “-a” ile biten kelimeler eril, “-ı” ile biten kelimeler dişil olarak belirlenmektedir.
( Sharma, 2002) Fakat burada ilginç olan ve asıl önemli olan nokta ise şudur:
Bu dilde “-ı” ile biten yani dişil olan kelimeler daima küçük boyutlu nesneleri, “-a” ile biten eril kelimelerde daima büyük boyutlu nesneleri temsil ederler. Bu örnekler bize sözcüklerin dişil ve erilliği ile kadın ve erkeğe atfedilen özelliklerin birbiriyle ilintili olduğunu ve bu ikisinin birbirini sürekli bir biçimde etkilediğini göstermektedir. (Sharma,2002)
|
|
|
|