Tekil Mesaj gösterimi
Eski 19 Nisan 2022, 16:19   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
dftr Hiç Kimse Olmak İsteyen Adam

Hiç Kimse Olmak İsteyen Adam

“Allah, kesin olarak kimseye bilgisizlikle yücelik, üstünlük vermez ve kesin olarak bilgiyle de kimseyi alçaltmaz.” Hz. Muhammed

Devrin valisi, emrindeki yöneticiler ile atının üstünde şatafat içinde girer şehre. Yol kenarlarında insanlar iki büklüm, el pençe divan selamlarlar valiyi.

Bütün bu şatafatlı itaat gösterileri arasında valinin gözleri, bir sokağın köşesinde yere çökmüş olan ve etrafındaki hiçbir şey ile ilgilenmeyen bir adama takılır. Perişan kılıklı, saçı sakalına karışmış bu adamın olduğu yere sürer atını vali. Atının üstünden inmeden, vakur ve sert bir ses tonu ile bağırır adama: “Bre adam, herkes benim şehre gelişimi karşılarken sen kimsin ki yerinden bile kıpırdamıyorsun?”

Perişan kılıklı adam istifini hiç bozmadan, sakallarının ve uzun saçlarının arasında belli belirsiz gözüken gözlerini valiye çevirerek, “Ben hiçim,” der.

Vali daha da hiddetlenir, “Ne demek hiç? Senin bir adın, şanın, unvanın yok mu bre adam?” der.

“Senin var mı?” der bu kez adam…

Vali iyice şaşırır ama cevaplar, “Gafil adam, nasıl tanımazsın? Ben valiyim,” der.

Adam aynı ses tonu ile sorar yine:

“Peki daha sonra ne olacaksın?”

“Sadrazam olacağım,” der vali.

“Peki daha sonra?”

“Padişah olacağım.”

“Peki ya daha sonra?”

Kısa bir an duraksar vali ve “Hiç,” der.

Perişan kılıklı adam sadece gülümser.

Hepimi hep başka birileriyiz. Sevdiğimiz, beğendiğimiz, örnek aldığımız, kıskandığımız, yerinde olmak istediğimiz birilerinin seslerini, sözlerini, bakışlarını ve tavırlarını alıyor, sanki bize aitmiş gibi kullanıyoruz.

Sabahları kalkıp kıyafet dolabımızın önünde durduğumuzda giyeceğimiz kıyafete ve yanına gideceğimiz insanlara en çok uyacak maskeyi de seçiyoruz, kıyafetlerimizin yanında duran maskelerimizin arasından…

Hep daha fazlasını isterken, aslında giderek azalıyoruz.

Bütün ömrünü kariyer, güç ve para peşinde gece gündüz çalışarak geçiren insanların, günün birinde bütün kazandıklarını, elindekileri kazanırken yitirdikleri sağlıklarına harcadıklarını görüyoruz. Bir ömrün sonunda evleri, arabaları ve para kasaları olan insanların, bütün bunları kazanırken kimbilir gerçekte neler yitirdiğini ve günün birinde yapayalnız, soğuk ev duvarlarının, lüks araba koltuklarının ve Çelik para kasalarının bir hiç olduğunu bir acı içinde fark ettiklerine şahit oluyoruz.

Siz isterseniz, herkes olmaya devam edin; ben hiç kimse olmak istiyorum. Sadece bana ait yanılgılarım, hatalarım, hüzünlerim, kahkahaların, fotoğraflarım, kelimelerim, şarkılarım ve hiç benim olmayanlarım ile birlikte, bir hiçliğe doğru tek başına karışıp gitmeyi düşünüyorum. Hiç kimse olmadan… Sadece ben olarak…