Tekil Mesaj gösterimi
Eski 27 Mart 2022, 05:28   #1
Çevrimdışı
Leydihan
Avatarsız Forumel Üyesi
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
dftr Uçan Balonlar

Uçan Balonlar

“Sevmeyene karınca yük, sevene filler karınca. Dağı bile taşır insan aşık olup inanınca. “ Şems-i Tebrizî

Çok hasta bir adam varmış ve bu hastalığından dolayı gitmediği doktor kalmamış. Adamın hastalığına çare bulamayan doktorlardan biri, kendisine Evliya denilen bir ihtiyarın adresini vermiş. Söylenenlere göre en ağır hastalar o zatın duasıyla iyileşebiliyormuş.

İhtiyar adam verilen adresi çaresizlik içinde cebinde atıp doktorun yanından ayrıldığında, sokağın köşesinde simit satan altı yedi yaşlarındaki bir çocuğa rastladı. Çocuk son derece masum gözlerle kendisine bakıyor ve onu tanıyormuş gibi gülümsüyordu.

Adam o yaştaki çocukların tamamen günahsız olduğunu düşünerek yoluna devam ederken, aniden durdu. Simitçinin üzerindeki eski gömlekte bir “E” harfi yazılıydı. Ve bu “E” mutlaka evliyanın “E”si olmalıydı.

Aradığı evliyaya bu kadar çabuk ulaşmanın heyecanıyla yanına gidip bir simit aldıktan sonra, “Doktorlar benim hasta olduğumu söylediler. İyileşmem için bana dua eder misin?” dedi.

Çocuk bu teklif karşısında şaşırmışa benziyordu. Kafasını olur der gibi sallarken, “Ben de sık sık hastalanıyorum. Ama dedem, Allah’a inananların ölünce yıldızlara uçtuklarını ve orada cenneti seyrettiklerini söylüyor. Bu yüzden korkmuyorum hastalıklardan,” dedi.

Adam içinin bir anda ferahladığını hissetti. Onun soğuktan moraran yanaklarına bir öpücük kondururken, “Dedem çok doğru söylemiş. Ama ben yine de yardım istiyorum senden,” dedi.

Çocuk, duasının kıymetini anlamış gibiydi. Karşı kaldırımdan geçmekte olan baloncuyu göstererek, “Size dua edeceğim. Ama eğer iyileşirseniz, bana on tane balon alacaksınız, tamam mı?” der.

Bu sefer adam başını salladı. Fakat çocuk bu kadar büyük bir hazineyi istemekle haksızlık yaptığına hükmetmişti. Mahçubiyetten kızaran yanaklarını elleriyle örtmeye çalışırken, “Uçan balon almanıza gerek yok. Normalinden on tane istemiştim,” dedi.

Adam elini uzatarak çocukla tokalaştı. Anlaşma nihayet yapılmış, ayrıntılara geçilmişti. Buna göre hastalıktan kurtulması halinde, altı ay sonraki Ramazan Bayramı’nda çocukla buluşacak ve herhangi bir sebeple gelemediği takdirde, önceden hazırlanan balonların ona ulaşmasını veya postalanmasını sağlayacaktı.

Adam, küçük çocuğun adını ve adresini bir kağıda yazdıktan sonra başını okşayarak onunla vedalaştı. Aradan soğuk bir kış geçip Ramazan’a ulaşıldığında, adamın hastalığından eser bile kalmamıştı. Hayata tekrar dönmenin sevinciyle, dilediği zaman şişirebileceği en güzel balonlardan bir paket hazırladı ve bayramın ilk gününü iple çekerek randevu yerine gitti. Küçüklerin cıvıl cıvıl kaynaştığı bayram yerindeki diğer simitçiler çocuğu tanımıyordu. Adam onu biraz ilerideki bakkala sorduğunda dükkan sahibi, “Ciğerleri hastaydı yavrucağın, geçen hafta aniden ölüverdi,” dedi.

Adam bir anda beyninden vurulmuşa döndü. Ve koşar adımlarla orayı terk ederken, önüne çıkan ilk baloncuya bir tomar para uzatıp, “Şu an uçan balonlardan on tane istiyorum. Çabuk ol, gecikmeden ulaşmalı yerine,” dedi.

Adam satıcının aceleyle uzattığı balonların iplerini birbirine düğümledikten sonra onları gökyüzüne bıraktı. Bayram yerindeki herkes gibi baloncu da şaşkındı. “Ne yaptığınızı anlayamadım, neden balonları öylece bıraktınız?” diye sordu.

Adam nazlı nazlı yükselmekte olan balonları nemli gözlerle takip ederken, “Onları bekleyen küçücük bir dostum var,” diye mırıldandı. “Hem de evliya gibi bir dost. Balonları adresine postaladım sadece.”