Mülteci savrulmalar..
Şehrimin zifiri karanlığında zaman mıhlanmış sanki yerine.
Elimde eğreti duran kalemim; düşmekteyim seni, senden kalanların üzerine.
Daha dün Galata'nın yokuşunda cebinden düşürdü rüzgar adının harflerini.
Yazık ki farketmedi şairler alfabedeki eksikleri.
Cümleler eksik kalmadı dudakların arasında, telefon görüşmeleri nedensiz yere kesilmedi.
Söyler misin nasıl okundu onca gazete haberi.?
Yıllanmış geçmişimde tek bir sahne var anımsayabildiğim, hatırlarken unutmaktan daha çok acı çektiğim.
Sevgili(m), senin gidişin sadece gitmek değildi.
Bir dilin kutsal harfleri de beraberinde gidiyordu; bir şehir kaç kö
prü yapılırsa yapılsın iki yakasını bir araya getiremiyordu, saatler sadece birer aksesuar olarak anlam kazanıyordu.
Şimdi katran karası bir gecede yine martılara simit verebilir misin tarihi yarımadada,
Galata eğilse tüm heybeti ile eşlik edebilir misin dudaklarının kenarında bir tebessüm ile Kız'ın Kulesi'nde..
..