Forumel.Com

Geri Git   Forumel.Com > Dinler ve Kültürleri > Dini Paylaşımlar > Dini Hikayeler

Dini Hikayeler Beğendiğiniz dini hikayeleri burada paylaşabilirsiniz.


Halinden Şikayet Eden Adam

Beğendiğiniz dini hikayeleri burada paylaşabilirsiniz.



Konu Bilgileri
Konu Başlığı
Halinden Şikayet Eden Adam
Konudaki Cevap Sayısı
0
Şuan Bu Konuyu Görüntüleyenler
 
Görüntülenme Sayısı
16

Kullanıcı Etiket Listesi

  
 
LinkBack Seçenekler Stil
Eski 20 Mart 2025, 21:03   #1
Çevrimdışı
BeSte
BeSte - ait Kullanıcı Resmi (Avatar)
Üyelerin profil bilgilerini yalnızca kayıtlı üyeler görüntüleyebilir. Lütfen kaydol bağlantısından üye olunuz.
bayrak Halinden Şikayet Eden Adam

Halinden Şikayet Eden Adam

Arkadaşlarımdan biri, zamanının sıkıntılarından, talihinin fenalığından şikâyet ederek bana derdini döktü. Dedi ki: “Biliyorsunuz ki ailemin fertleri pek çok, geçim kaynağım pek azdır. İhtiyaç yükünü taşıyacak gücüm kalmadı. Kaç defa gönlüme geldi ki şu memleketi bırakayım, başımı alıp başka ülkeye gideyim. Orada -iyi kötü- nasıl yaşadığımı kimse bilmez.”

Gurbette çok aç yatanlar oldu, fakat kimsenin haberi olmadı; pek çok ölen oldu, onlara da kimse göz yaşı dökmedi.

“Bununla beraber şunu da düşündüm. Düşmanlar arkamdan gülerek beni kötülerler; çoluk çocuğum hakkındaki gayretimi bilmezler de bu yolda hareketimi insaniyetsiz olduğumu söyleyerek derler:
“Gece gündüz hep kendini düşündüğünden çoluk çocuğunun gecesi gündüzü olmayan şu düşüncesiz adam, âlemde rahat yüzü görmesin.”

Oysa biliyorsunuz hesap işlerinde oldukça bilgi sahibiyim. Eğer sizin aracılığınızla bir işe girebilirsem şu darlıktan kurtulur, size ömrüm oldukça minnettar kalırım.”

Bunun üzerine ben şöyle dedim: “Arkadaş, devlet hizmeti iki taraflıdır. Refaha ermek imkânı olduğu gibi, canını vermek ihtimali de vardır. Bence, o ümitle bu tehlikeyi göze almak akıllı işi değildir.”

Fakirin evine tarla tezek vergisi ver, diye kimse gelmez. Fakirlik çok zordur ama, devlette makam mevki sahibi olmanın da yolu pek tehlikelidir.

Arkadaşım dedi ki: “Bu söz, benim halime uygun bir söz değildir ve benim soruma cevap olmaz. İşitmedin mi ki tecrübe sahipleri ne demişlerdir: Hesapta eli titreyenler, hıyanet sahibi olanlardır.”

Hakk’in rızâsını çeken doğruluktur. Doğru yolda gidenlerden sapıklık çok uzaktır.

Bilgeler demişler ki: “Dört çeşit kimse, dört türlü kimseden korkar: Harâmi, sultandan; fâsık, gammazdan; hırsız, bekçiden; fahişe, muhtesipten … Yoksa, hesabı kitabı doğru olan kimden korkar?”

İş başına geçtiğin zaman taşkınlık yapma ki azledildiğinde seni kimse eleştiremesin. Elbise temizleyiciteri (çırpıcılar) kirli elbiseyi yerlere çarpar, sen kirli olmazsan kimseden korkmana gerek kalmaz.

Şöyle cevap verdim. Sana bir hikâye anlatayım, iyi dinle! Tilkinin biri büyük bir telaşla düşe kalka kaçıyormuş. Onu görenlerden biri sormuş: “Ne oluyor? Bir felâket mi var?” Tilki, “Evet” demiş: İşittim ki develeri zorla çalıştırıyorlarmış.” “A budala, senin deveye neren benzer? Deve ile aranızda ne ilişki var?” orada bulunanlar. Tilki, “Öyle söyleme pek, münafığın biri beni devedir diye gösterir de yakayı ele verirsem, derdimi kime anlatacağım ve beni kurtarmayı kim düşünecek?” demiş. Ne demişler: “Irak’tan tiryak gelinceye kadar yılanın soktuğu zavallı ölmüş bulunur.” Evet, ben sizin gerçekten namuslu ve doğru olduğunuzu biliyorum, fakat kıskançlar pusu kurmuş, gammazlar köşeleri tutmuş, firsat gözetiyorlar. Şayet senin güzel huylarının, iyi gidişlerinin aksine olarak padişaha aleyhinde bir ihbar olacak olursa, lehinde söz söylemeye kim cesaret edecek? İyisi mi kanaate sıkı sarıl da bu gibi sevdalardan vazgeç!

Hikmet sahipleri der ki: “Denizin pek çok yararı var, fakat selâmet istiyorsan kıyıda kat. ”

Arkadaşım bu sözlerden canı sıkıldı, hatta kızdı ve beni incitecek sözler söyledi: “Bu nasıl mantık, ne biçim düşünce? Ben, seni dirayetli, sadık bir dost sanıyordum da sana derdimi onun için döktüm. Bilgeler ne güzel söylemiş: “Dostluk kara günde belli olur, yoksa sofra başında herkes dost olur.”

Gerçek dost refah zamanında gelip sana kardeş görünen değil, sıkıntılı anında elinden tutup yarana merhem sarandır.

Baktım ki öfkeleniyor, benim kardeşçe öğütlerimi garazkârlık olarak algılıyor. Hemen kalkıp, vezirin yanına gittim, durumu ona arzettim. Ricam kabul edildi, adamcağızı küçük bir memuriyete tayin ettiler. Çok geçmeden kabiliyet ve çalışmaları dikkati çekti, ikbal yıldızı parlamaya başladı. Kısa zamanda devlet makamlarının en yüksek derecesine kadar yükseldi. Sultanın yakınlarından biri, devlet adamlarının parmakla gösterdikleri biri haline geldi. Onun bu durumuna ben de memnun oldum. Şöyle dedim:
“İşler iyi gitmediği zaman kaygılanıp huzursuz olma. Âb-ı hayâtın kaynağı karanlık içindedir.”

Ey felâkete duçar olan sakın üzülme, Allah’ın nice gizli lutufları vardır.

Gidişata bakıp üzülme, sabırlı ol; sabir acıdır, fakat meyvesi tatlıdır.

O sıralarda birtakım dostlarla Hicaz’a niyet ettik ve gittik. Dönüşümüzde adamcağız beni iki konaklık yerde karşıladı. Son derece perişan bir haldeydi. “Hayrola! Bu hal ne haldir?” deyince, “Sormayın! İş, dediğiniz gibi oldu. Birtakım münafıkların hasedine uğradım, beni hıyanetle itham ettiler. Padişah da işi iyice araştırmadan beni görevden alıp hapsetti. Eski ahbaplarım, samimi dostlarım, doğruyu söylemekten kaçındılar, bu kadar hukuku ayak altına aldılar” diye cevap verdi.

İkbal sahiplerinin huzurunda herkes el pençe divan durarak onu över. Talihinden dolayı düşen de ayak altında kalarak hep ağlar.

Kısaca, türlü sıkıntılar çektim. Nihayet bu hafta içinde hacıların sâlimen dönüyor oldukları haberi ulaşınca, babamdan kalan mallarımı bile hazineye alıp beni hapisten çıkardılar.

Ona şöyle söyledim: “Zamanında benim sözlerimi dinlemediniz. Size padişah hizmetinin başka işlere benzemediğini, hem faydalı hem tehlikeli olduğunu söylemiştim.”

Bir tüccar için denizden çok kâr etme ihtimali olduğu gibi bir gün cesedinin sahile atılma ihtimali de vardır.

Yarasını bundan çok kurcalayarak üzerine tuz saçmayı uygun görmedim. Şu sözlerle konuyu kapattım:
“Şu sözümü bari iyi dinle, kulağına küpe olsun! Zehirli iğneye dayanamayacaksan akrep yuvasına sakın yanaşma!”




Gülistan – Şeyh Sa’di-i Şirazi

 

Yer İmleri


Konuyu 1 kişi okuyor: (0 üye ve 1 misafir)
 

Gönderim Kuralları
Yeni konu açamazsınız
Cevap yazamazsınız
Ek dosya gönderemezsiniz
Mesajlarınızı düzenleyemezsiniz

BB code is Açık
İfadeler Açık
[IMG] kodu Açık
HTML kodu Kapalı
Trackbacks are Açık
Pingbacks are Açık
Refbacks are Açık



Tüm saatler GMT +3 biçimindedir. Şu anki saat 02:34.

Forum Bilgilendirme Künye
Powered by vBulletin® Version 3.8.11
Copyright ©2000 - 2026, vBulletin Solutions Inc.

Forumel, lisanslı vBulletin kullanmaktadır!
Forum Sahibi: Dea Dia ve Gece

Sitemiz; yer sağlayıcı bir forum sitesidir. Forumel.Com adresimizde yapılan paylaşımlar, moderasyon ekibimizin onayına dahil olmadan direkt olarak yayınlanmaktadır. 5237 sayılı TCK (Türk Ceza Kanunu) ve 5651 Sayılı Kanun'un ilgili maddelerini ihlal eden kişilerin IP adresleri de dahil olmak üzere sair kişi veya adli mercilere müzekkere (Resmi Üst Yazı), tarafımıza tanzim edildiği takdirde paylaşılacaktır. Hukuka aykırı bir paylaşımın olduğunu düşündüğünüz mesaj ya da konuyu; İLETİŞİM linkine bildirim yoluyla iletebilirsiniz. 48 saat içerisinde mevcut şikâyetiniz üzerinden tarafınıza ulaşılacak, gerekli işlemler tesis edilecektir.

Eğlenceli Genel Forum Sitesi, Genel Forum Sitesi, Genel Forum Siteleri, Genel Forum